Tarihsel kaynaklara ve bulgulara göre Muğla’nın Antik Çağ’daki isimlerinden biri “Moğola” idi. Yüzyıllar boyunca dilden dile dolaşan bu antik adın, zamanla evrilerek Muğla halini aldığı düşünülmektedir. Halk arasında dolaşan rivayete göre ise il, adını Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın komutanlarından olan Muğlu Bey’den almıştır. 
 


Muğla ve çevresinin bilinen tarihi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Coğrafi konumu sayesinde Antik Çağ’dan Cumhuriyet dönemine kadar pek çok farklı medeniyete ev sahipliği yapmıştır. MÖ. 2 bin ila bin yılları arasında bölge Romalıların hakimiyetine geçinceye kadar “Karia” olarak anılan bölgenin ilk yerli halkı, adını efsanevi liderleri “Kar”dan alan Karyalılar olmuştur. Bölgede bulunan Stratonikeia Antik Kenti, Knidos Antik Kenti, Kaunos Antik Kenti ve Mobolla gibi önemli antik kentler, Karia uygarlığının günümüzdeki izleridir. 

Karyalıların ardından Lidyalılar, Persler, Romalılar ile Bizanslıların yönetimine geçen bölgede yüzyıllar süren medeniyet geçişleri yerleşik bir demografik altyapı bırakmıştır. Muğla’nın bugünkü yerli halkının etnik ve kültürel kökeni, Anadolu’ya 13. yüzyıldan itibaren yerleşen Oğuz/Türkmen (Yörük) boylarına dayanır. 

MUĞLA YÖRÜK KÜLTÜRÜ 
Yörüklerin yaşam tarzı; doğa ile tam bir uyum içinde şekillenen, mevsimsel göçlere, kıl keçisi yetiştiriciliğine, geleneksel el sanatlarına, güçlü imece usulü dayanışmaya ve köklü Oğuz Türkmen geleneklerine dayanan, dağ yaylakları ile sahil kışlakları (sahil köyleri) arasındaki özgün bir yarı göçebe düzendir. Muğla’nın dağlık kesimlerinde ve Menteşe yöresinde hâlâ canlı bir şekilde hissedilen bu kültürün en belirgin unsurları göç yolları, çadır hayatı ve kendine has toplumsal kurallardır. Günümüzde modernleşme ve iskân politikaları nedeniyle tamamen yerleşik hayata geçilmiş olsa da, geleneksel yaşam tarzının izleri yaylacılık ritüelleri ve kültürel etkinliklerle yaşatılmaktadır.


Yayla Geleneği: Yaz sıcaklarının başlamasıyla birlikte Yörükler, sahildeki kışlaklarından hayvanlarıyla (özellikle kıl keçisi) birlikte Sandıras Dağı’na veya Gökova çevresindeki yüksek, serin yaylalara göç ederler. 

Kıl Çadırlar: Keçi kılından özel olarak dokunan siyah kıl çadırlar, Yörüklerin sökülüp taşınabilir pratik evleriydi. Yörük obasının temel yerleşim birimi olan bu çadırlar yaz aylarında serin, kış aylarında sıcak tutar ve suyu içeri geçirmezdi.

El Sanatları ve Dokumacılık: Kadınlar kıl ve yünleri kök boyalarla renklendirip tezgahlarında heybe, torba, çuval ve kilim dokurken; erkekler hayvancılık, tarım ve doğa şartlarına uygun araç gereç yapımıyla ilgilenirdi.

İmece ve Misafirperverlik: Yörük toplumunda imece usulü yardımlaşma en üst düzeydedir; ev yapımı, çadır taşıma veya hasat zamanı tüm oba birbirine destek olur. Misafire büyük bir hürmet gösterilir ve oba çadırına gelen kimse geri çevrilmezdi. 

Aksakallı ve İhtiyar Heyeti: Anlaşmazlıklar, oba büyüklerinin ve yaşlılarının (aksakallıların) kurduğu gayri resmi mecliste adaletli bir şekilde çözülürdü. 

Kıl Keçisi Yetiştiriciliği: Yörük ekonomisinin ve günlük hayatının merkezinde kıl keçisi yer alırdı. Keçiler hem et, süt ve tulum peyniri ihtiyacını karşılar hem de kırkılan kılları çadır ve dokuma yapımında ham madde olarak kullanılırdı. 

Müzik ve Halk Oyunları: Sipsi, çığırtma ve bağlama eşliğinde çalınan ağır ve vakur zeybek havaları, Yörüklerin mertliğini, cesaretini ve özgürlük düşkünlüğünü simgelerdi. 

Yayla Şenlikleri: Baharın ve yazın başlangıcında, Mayıs ayında düzenlenen Hıdırellez şenlikleri, obaların bir araya geldiği, geleneksel kıyafetlerin giyildiği, ortak ritüellerin ve atışmaların yapıldığı en önemli buluşma noktalarıydı.

YÖRÜK KIYAFETLERİ
Orta Asya’dan gelen Türkmen geleneklerinin dağ, yayla ve göçebe yaşam şartlarıyla birleşmesiyle şekillenmiş, canlı renkleri, ağır el işlemeleri ve işlevselliği ile öne çıkan geleneksel giysilerdir. Özellikle Muğla ve Batı Anadolu Yörüklerinde kadın ve erkek kıyafetleri hem estetik hem de sosyal statü, medeni hal veya yaş hakkında ipuçları verir. 

Geleneksel Yörük Kadın Kıyafetleri: 

Üçetek (Entari);  kadife, ipek veya kutnu kumaşlardan yapılan, önü boydan boya açık ve etek kısmı belden itibaren üç parçaya (dilime) ayrılan geleneksel dış giysidir. Hareket kolaylığı sağlayan bu parçaların öndeki uçları genelde bele kıstırılarak kullanılır. 

Bindallı; koyu kırmızı, bordo, mor veya lacivert kadife kumaş üzerine altın/gümüş sim sırma ile bitki, çiçek ve yaprak motiflerinin işlendiği, genellikle düğünlerde ve özel kutlamalarda giyilen tek parçalı gösterişli giysidir. 

Şalvar ve Göynek; üçeteğin veya entarinin altına giyilen, genellikle basma ya da ipekten dokunmuş, ağı geniş rahat şalvarlar ile üst kısma giyilen yakasız, kolları pullu/oyalı içliklerdir. 

Başlık ve Aksesuarlar: Başta pullu, oyalı rengarenk yazmalar, çemberler veya yemeniler ile süslenmiş keçe fesler bulunur. Bellerine ise dokuma kuşaklar ya da gümüş tokalı, telkari işlemeli kemerler takılır. 

Geleneksel Yörük Erkek Kıyafetleri (Zeybek Tarzı)

Cepken ve Yelek; gömlek (mintan) üzerine giyilen, genellikle kordena veya sırma işlemelerle süslenmiş, kollarında ve sırtında geleneksel motifler barındıran “kartal kanat” tabir edilen kısa cepkenler/yeleklerdir. 

Şalvar / Zıvka; hareket serbestisi veren, kalın kaba kumaştan ya da çuhadan dikilen kısa ve körüklü şalvar türleridir. 

Puşi (Kefiye) ve Fes: Başta etrafı oymalı/işlemeli fes, boyunda ise ter silmek ve güneşten korunmak için omuzlara sarkıtılan yöresel Yörük puşisi (çefye) bulunur. 

Köstek ve Çizme: Beli saran deriden silahlık/kuşak, zeybek kösteği ve ayağa giyilen hakiki deriden körüklü uzun çizmeler erkek kıyafetinin vazgeçilmezidir.

MUĞLA EL SANATLARI 
Muğla’nın el sanatları; köklü Yörük göçebe geçmişi, antik dönemden kalan maden işçiliği ve bölgenin doğal kaynaklarının (keçi kılı, deri, toprak, ahşap) ustalıkla harmanlanmasıyla şekillenmiştir. Muğla ve ilçelerinin, Ahilik geleneklerini de kapsayan en köklü ve özgün el sanatları şunlardır: 


Milas Halı Dokumacılığı: Dünyaca ün kazanmış olan Milas halıları, yerel koyunların yünlerinden elde edilen iplerin kök boyalarla renklendirilmesiyle dokunur. Genellikle koyu kırmızı, sarı ve kahverengi tonlarının hakim olduğu, “Ada Milas”, “Cıngıllı Kaftan” gibi özgün geometrik ve bitkisel motifler taşırlar. 

Bodrum Sandalcılığı: Geleneksel Bodrum sandaleti, dana ve sığır derisinin çivisiz, tek parça olarak dikilmesiyle yapılır. Ayak yapısına tam uyum sağlayan bu zanaat, yarım asrı aşan ustalar tarafından el emeğiyle yaşatılmaya devam edilmektedir. 

Muğla Bakırcılığı ve Metal İşleri: Menteşe ilçesinin tarihi çarşılarında yüzyıllardır süren bakırcılık geleneği, özellikle eski Muğla evlerinin mutfak ihtiyaçları için güğüm, leğen, tepsi ve sahan gibi el yapımı ürünlerin dövülerek üretilmesiyle sürdürülür. 

Keçi Kılı Dokumacılığı (Çadır ve Heybe): Yörük kültürünün bir parçası olarak dağ köylerinde keçi kılları (yünleri) eğrilerek dayanıklı heybeler, torbalar, çuvallar ve kıl çadırlar dokuma tezgahlarında üretilir. 

Nalbantlık: Yörük yaşamının, dağ köylerindeki tarım/taşımacılığın ve geleneksel atçılığın merkezinde yer alan, demirin ateşle işlendiği köklü bir zanaattır. Motorlu araçların yaygınlaşmasından önce köy hayatının vazgeçilmezi olan bu meslek, günümüzde dağ köylerinde, rahvan at kültüründe ve Muğla genelindeki nadir son ustaların gayretleriyle yaşatılmaktadır. 

Ahşap Oymacılığı: Ustalar kuş, kelebek ve mantar gibi yerel biyoçeşitlilik unsurlarını ahşaba büyük bir ustalıkla aktarmaktadır. Menteşe ve Fethiye başta olmak üzere il genelinde bu zanaatı son dönemde dağ, taş ve ağaç oymacılığıyla yaşatan mahalli ustalar bulunmaktadır. 

Yatağan Bıçakçılığı: Yatağan ilçesinde demircilik ve bıçak yapımı Osmanlı dönemine kadar uzanan bir zanaattır. Özel çeliklerin elde dövülmesi, kabza süslemeleri ve keskinliğiyle tanınan Yatağan bıçağı bölgenin geleneksel kesici alet üretim mirasıdır.

MUĞLA MUTFAĞI 
Muğla mutfağında, zengin Yörük kültürü ile kıyı Ege-Akdeniz lezzetleri birleşmiştir. Yabani otların ve saf zeytinyağının öne çıktığı Muğla mutfağı sağlıklı bir beslenme kültürüne sahiptir. Dağ köylerinde et ve hamur işleri, kıyı şeridinde ot yemekleri, zeytinyağlılar ve taze balık çeşitleri mutfağın temelini oluşturur.

Meşhur Ot Yemekleri ve Çorbalar: Muğla’da kış ve bahar aylarında dağlardan toplanan yüzlerce çeşit yabani ot sofraların baş tacıdır:

Çintar Kavurması: Sonbahar yağmurlarından sonra çam ormanlarında yetişen, son bahar yaprağının renklerine sahip bir tür yabani mantar olan çintar, zeytinyağı ve sarımsakla kavrularak ya da mangalda pişirilerek tüketilir. 

Muğla Tarhanası: Türkiye’nin diğer bölgelerinden farklı olarak buğday yarması (göce), süzme yoğurt, tarhana otu ve nohut ile hazırlanan ekşimsi, oldukça besleyici ve taneli bir tarhana çorbasıdır.

Tilkişen ve Arapsaçı: Yabani kuşkonmaz (tilkişen) ve arapsaçı otları, bol zeytinyağı ve taze soğanla kavrulup üzerine yumurta kırılarak servis edilir.

Öne Çıkan Et Yemekleri: Yörüklerin hayvancılık geleneğinden gelen ve özel günlerde pişirilen et yemekleri oldukça zahmetlidir:

Muğla Keşkeği: Düğünlerin ve festivallerin bu vazgeçilmez yemeği aşurelik buğday ile kuzu etinin büyük kazanlarda saatlerce tahta tokmaklarla dövülerek sakız kıvamına getirilmesiyle yapılır ve üzerine kırmızı biberli tereyağı gezdirilir.

Döş Dolması: Oğlak veya kuzu kaburgasının (döş) içinin ciğerli, fıstıklı ve üzümlü iç pilavla doldurulup, fırında veya taş fırınlarda saatlerce ağır ağır pişirilmesiyle hazırlanan bir şölen yemeğidir.

AW445303

Çökertme Kebabı: Bodrum yöresine ait, kibrit çöpü inceliğinde kızartılmış çıtır patateslerin üzerine sarımsaklı yoğurt, onun da üzerine jülyen doğranmış yumuşak dana eti ve domates sosu dökülerek sunulan popüler bir kebaptır.

Deniz Ürünleri ve Zeytinyağlılar: Kıyı ilçelerinde denizin ve toprağın bereketi kendini hissettirir:

Kefal Dolması: Köyceğiz ve Dalyan gibi lagün bölgelerinde taze yakalanan kefal balıklarının içinin özel bir pirinç harcıyla doldurulup fırınlanmasıyla yapılan özgün bir lezzettir.

Zeytinyağlı Taze Börülce: Ege tarımının en sevilen ürünlerinden börülce, bol sarımsak, zeytinyağı ve koruk (olgunlaşmamış ekşi üzüm) suyu veya limonla pişirilerek soğuk bir mezeye dönüştürülür.

Geleneksel Tatlılar: 

Muğla Saraylısı: Düğünlerde kız tarafının oğlan evine gönderdiği, çok ince açılmış yufkaların arasına bol ceviz konularak burma şeklinde tepsiye dizilen ve üzerine şerbet dökülen, oldukça  hafif bir geleneksel tatlıdır. 

Çıtırmak (Çıtırmağı): Dağlardan toplanan menengiç (çıtlık) ve susamın kavrulup, bal veya şekerle buluşmasıyla yapılan kıtır bir lezzettir. 

Muğla Lokması: Farklı yörelerde de görülse Muğla’da özellikle hayırlarda, kandillerde ve Ramazan ayında bol şerbetli ve özel döküm usulüyle halkın vazgeçilmezidir.



MURAT TÜZEL
Dünya Seyahat Gazetecileri ve
Yazarları Federasyonu Üyesi

KATEGORİ

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir